CHP Lideri Özgür Özel: “Emekliye Düzenleme Yapılıp, Maaşları Artırılana Kadar O Meclis’i Terk Etmeyeceğiz”

07.01.2026

“BENDE BİR EMANET VAR: BELEDİYE EL DEĞİŞTİRİNCE ATATÜRK RESMİNİ ANT OLSUN Kİ BEYKOZ BELEDİYESİ’NE BEN ASACAĞIM”

“CESARETİN VARSA AYDIN’DA, BEYKOZ’DA, BAYRAMPAŞA’DA, GAZİOSMANPAŞA’DA SANDIĞI KOYALIM, KARARI MİLLET VERSİN”

“KIYMA KADAR DEĞERİ OLSAYDI BUGÜN EMEKLİ MAAŞI 26 BİN 500 LİRA ALACAKTI”

“CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN DÜŞMANI AK PARTİLİLER, MHP’LİLER DEĞİLDİR; AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR”

“AK TOROSLAR ÇETESİ, MADURO’YU KAÇIRAN TRUMP’IN ÇETESİ GİBİ BELEDİYE BAŞKANLARIMIZI EŞLERİNİN YANINDAN ALDI, 8 AYDIR HAKSIZ YERE, İDDİANAMESİZ TUTUYOR”

“ELBETTE CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI GÜÇLÜ OLSUN İSTERİZ AMA ERDOĞAN - TRUMP İLİŞKİSİ TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK TEHDİTTİR”

“BURADAN ERDOĞAN’A SÖYLÜYORUM: NE JUNİOR TRUMP’TAN, NE BABA TRUMP‘TAN. MEŞRUİYET ALACAKSAN, BEYKOZ’DAN BEYKOZ’DAN”

“BU ÜLKENİN YARINLARINDA DA CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLACAK. EKREM İMAMOĞLU OLACAK. MANSUR YAVAŞ OLACAK”

“ŞİMDİ ZAMAN; SEÇMENİN KARŞISINA ÇIKMA, SANDIĞI GETİRME, KARARI MİLLETE BIRAKMA ZAMANIDIR”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beykoz’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Bugün İstanbul Boğazı’nın yeşil köşesi güzel Beykoz’da kışın ortasında, bu soğuk havada, akşamüstü yağan yağmura rağmen bu meydanı tıka basa dolduran ve bu meydandan dışarılara taşan, iradesine, seçme hakkına, seçtiğine sahip çıkan Beykozlulara selam olsun” dedi. Özel, şunları söyledi:


“294 GÜN ÖNCE BİR DARBEYE GİRİŞTİLER”

“294 gün oldu, 294 gün. Sabahleyin dünya siyaset tarihinin en büyük hazımsızlığına, Türkiye siyasetinin görmüş olduğu en büyük alçaklığa tanık olduk. Türkiye’nin gözbebeği İstanbul’da, İstanbulluların yıllarca Tayyip Bey’in adaylarına verdikleri oylarla İstanbul yönetilirken herkes sandığa ve milli iradeye saygı duyuyordu. Gün oldu, İstanbullu dedi ki Tayyip Erdoğan’a ‘Artık yeter. Artık senin gösterdiğin adaylar değil, bu sefer benim seçtiğim birisi bu şehri yönetecek.’ Tarihi boyunca, siyasi tarihi boyunca AK Parti’ye yenilmemiş adayımız, o gün Tayyip Erdoğan’ın adayını yendi. Hazmedemediler. Seçimi yenilemeye karar verdiler, Haziranın 24’ünde bir daha yendi. Beş yıl boyunca yapmadıklarını bırakmadılar. İstanbullular beş yıl sonra üçüncü kez Tayyip Bey’in gösterdiği adayın yerine; Başbakan‘ın, Meclis Başkanı’nın, en son Bakan Kurum’un yerine Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayını, İstanbul İttifakı’nın adayını, sizin hemşerinizi, evladınızı, Ekrem İmamoğlu’nu bir kez daha seçtiler. Bunun üstüne bunu hazmedemeyen, kabullenmeyen, oy kendine verilince baş tacı, başkasına verilince alaşağı etmeye çalışanlar, Cumhuriyet Halk Partisi ile baş edemeyenler, İstanbul’un iradesine saygı duymayanlar bundan 294 gün önce Ekrem Başkan’ın evine sabahın köründe polisimizi yollayarak ve oradan gözaltı işlemi yaparak, değerli eşinin yanından İstanbul’un seçilmişini sanki bir suçluymuş gibi alıp götürerek bir darbeye giriştiler.”

“DİRENMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTU”

“Sabah erkenden buraya doğru yola çıktım. İl başkanımızla konuştum. Yöneticilerimizle konuştum. Yapılan, bir sonraki Cumhurbaşkanı’na darbeydi. Yapılan, bir sonraki Türkiye Cumhuriyeti hükümetine darbeydi. Eldeki gücü demokrasiye karşı kullanan, içinden çıktığı sandığa karşı darbeye kalkışanlara karşı direnmekten başka çare yoktu. İşte o gün bir çağrı yaptık: Her darbenin bir hedefi vardır. Bunun hedefi, iktidarı vermemek; Ekrem İmamoğlu‘nun Cumhurbaşkanlığına, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına engel olmaktı. Her darbenin siyasi hedefinin yanında sembolik hedefleri olur. O darbenin de sembolik hedefi, Saraçhane‘deki İBB binasıydı. Dedik ki ‘Darbeye teslim olmayacağız.’ Dedik ki ‘Bu binadan çıkmayacağız.’ Dedik ki ‘Buraya, bu binaya Ekrem Başkan’ı kim oturttuysa onları çağıracağız.’ Bir çağrıda bulunduk, ‘Gelin, seçtiğinize sahip çıkın’ dedik. Bunun üzerine İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanlığı beş, sonra bir daha beş olmak üzere 10 gün boyunca yan yana gelmeyi, üç kişi olmayı, toplanmayı, gösteri yapmayı yasakladılar. Dediler ki ‘Bitti bu iş.’ Dedim ki ‘Ne olacaksa bu gece olacak.’ Biz çağrımızın arkasında durduk. Onlar kararlarının arkasında durdular. Biz balkona çıktık, Saraçhane’ye çağrı yaptık. Onlar otobüsleri durdurdular, metroları kapattılar, vapurları bağladılar, köprüleri kaldırdılar. Saraçhane‘ye ulaşımı imkansız hale getirdiler.”

“GÜÇLÜ OLAN DEĞİL, HAKLI OLAN KAZANACAK”

“O gün tam bu saatlerde Saraçhane Meydanı’nda yürüyerek, bütün engelleri aşarak, İstanbul Üniversitesi’nin önündeki bariyerleri, Vatan Emniyet’in önündeki bariyerleri yıkarak 110 bin kahraman geldi ve darbeye karşı seçtiğinin arkasında durdu. Bir çoğunuz oradaydınız. O ilk gece oradaki 110 bin kişiye, başta Vatan Emniyet’in önünden gelen Cumhuriyet Halk Partisi örgütünden 4 bin arkadaşımıza, İstanbul Üniversitesi’nden gelen üniversiteli gençlere, oraya akan tüm İstanbullulara; sonra 23’ü akşamı orada 550 bin kişi olanlara; 1 milyon 100 bin kişi olanlara, meydana sığmayanlara ve ocak ayının daha üçünde ilk cumartesi günü Çankırı Meydanı’nı dolduranlara; ocak ayının ilk gece mitinginde yağmur altında saatlerce bekleyip Beykoz‘u dolduran on binlere selam olsun, helal olsun size. Buradan diyorlar ya ‘Bakalım ne olacak?’ Ne olacak biliyor musunuz? Haklı olan kazanacak. Güçlü olan değil, haklı olan kazanacak. Çünkü bu meydanda ahlaki üstünlük vardır. Bu meydanda haklıların ahlaki üstünlüğü vardır. Bu meydanda o yüzden psikolojik üstünlük vardır. Bu meydanda o yüzden çoğunluk enerjisi vardır. Büyük mücadele olacak. Ama eninde sonunda haklı olan kazanacak. Bu gece evinde pijamayı çekip de televizyon izlemek yerine yağmurun altına bu soğukta koşup gelenler ve onların savundukları kazanacak. Biz kazanacağız.”

“BELEDİYEYE ÇÖKMEYİ HEDEFLEDİLER”

“Değerli Beykozlular biliyorsunuz ki Beykoz ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin arasına neredeyse yarım asırlık bir ayrılık girmişti. Bu seçimlere kadar Beykoz’u uzun süre kazanamadık. Ama kusuru sizde değil, kendimizde aradık. Dedik ki ‘Doğru adayı bulacağız, arkasında duracağız. Bu seçimi kazanacağız.’ Ben seçim öncesi buradaki mitingde de 1999’da Demokratik Sol Parti’den Beykoz’u kazanan Alaattin Köseler’in elini kaldırmış, onu size emanet etmiştim. Siz de seçimlerde Alaattin Başkan’ın arkasında durarak Beykoz’da Cumhuriyet Halk Partisi’ne görevi verdiniz. Karar sizin, 50 yıl vermezseniz 50 yıl beklenir. Ama kime görevi verirseniz patron siz olduğunuz için, yani millet değerli olduğu için, milletin kararı değerli olduğu için görev kime verilirse o yönetir. Ama İstanbul Büyükşehir’de hazımsızlık yapanlar Beykoz’u da hazmedemediler. Hatırlayın, ilk geceden seçim sonuçlarına itiraz edip, 50 tane takla atıp seçimi elimizden almaya çalıştılar. Ancak biz attığınız oya sahip çıktık. Mazbatamızı aldık, göreve başladık. Durmadılar. İstanbul Büyükşehir’e yapılanlar gibi burada da ellerinden gelen her türlü numarayı çevirerek bu belediyenin başkanını bir şekilde görevden uzaklaştırmayı ve bu belediyeye çökmeyi hedeflediler. Bakın açıkça söylüyorum. Alaattin Köseler’e tutuklamada sordukları soru şu: ‘67 bin lira Özel Kalem’ine yollamışsın. Bu para ne parası?’ Basında 67 bin lirayı köpürttüler, köpürttüler. Sonra ortaya çıktı ki 67 bin lira Alaattin Köseler’in yemininin ve kendi kendine verdiği, tuttuğu bir sözün parası. ‘Ben belediye başkanı olduğum müddetçe belediyeden ne yol parası, ne otel parası, ne yemek parası dahi almayacağım’ deyip uçak paralarının ve yemek paralarının toplamı 67 bin lirayı belediyenin kasasına koymak üzere yollayan adamdan utansınlar, birazcık ders alsınlar.”

“SİZİN OYLARINIZI AK PARTİ’YE PEŞKEŞ ÇEKTİ”

“Kumpaslar teker teker çöktü. Alaattin Başkan’ın nihayet iddianamesi yazıldı, Başkan mahkemeye çıktı. Zaten birçok kişi tutuksuz yargılanmaya başlamıştı, Alaattin Başkan çıktığı mahkemede 67 bin lirayı gösterince, kendine sorulan soruları cevaplarını gösterince, kendine kurulan kumpaslar tek tek dökülünce, mahkemeyi gören hakim şu kararı verdi: ‘Alaattin Köseler’in tutukluluğunun kaldırılmasına, salıverilmesine…’ Alaattin Köseler kalktı, geldi. Sizlerle kucaklaştı. Siz onu bağrınıza bastınız. Sıra onun göreve iade edilmesine, belediyenin başına geçip size söz verdikleri hizmetleri yapmasına gelmişti ki bir şey oldu. Bir şey oldu arkadaşlar, bir şey oldu. Alaattin Köseler yokken belediyede başkan vekili olan kişiye, ‘Gel bir anlaşma yapalım’ dediler. Bir ahlaksız teklif birinden birine ya da birinden birine gitti. Bir anda. Bakın, 68 bin liralık uçak, yemek, otel parasını cebinden veren adamı hakim görüp serbest bırakıp, evine yollanan adamı o mahkemenin kararına; 17’nci Ağır Ceza’ya yan mahkemeden itiraz edip Alaattin Köseler’i ertesi gün tutuklatıp, tekrar Silivri’ye götürdükleri günün hemen ertesinde güya Cumhuriyet Halk Partili olan, Alaattin Köseler ilk içeri atıldığında ‘Milli irade hırsızları’ diye AK Parti’ye hırsız diyen, Cumhuriyet Halk Partisi il binasına, beş bin polisin girdiği 8 Eylül günü gelip partinin önünde kol kola fotoğraf çektiren, ‘Baba evine sahip çıkmaya geldik, hırsızlara def etmeye geldik’ diye tweet atan o kişi ertesi gün, 9 Eylül günü Alaattin Köseler’in özgürlüğü ile takas edilerek AK Parti’ye geçti. Lanet olsun. Sizin oylarınızı haram zıkkım olsun, AK Parti‘ye peşkeş çekti. İşte bunlar bu ahlakın insanlarıdır. İşte AK Parti’nin hazmetme kapasitesi böyledir. AK Parti, bu kadar hazımsız olan AK Parti böyle bir rezilliği de hazmedebilmektedir.”

“ALAATTİN KÖSELER ER YA DA GEÇ ÇIKACAK VE GELECEK”

“Buradan size söylüyorum: Alaattin Köseler er ya da geç çıkacak, o belediyeye gelecektir. Ne yaparsanız yapın, isterseniz hepimizi alıp gelecek seçime kadar içeride tutun. Bende bir emanet var. Bu belediyeden, bu belediye el değiştirince boşalttığımız odadan aldığımız Atatürk resmi Ankara’da benim odamdadır. Ant olsun ki bu ellerimle o resmi Beykoz Belediyesi’ne ben asacağım. Ben asacağım. AK Parti Beykoz ilçe teşkilatına söylüyorum. Bu pislikler içinize siniyor mu, bilmem. Beykoz’daki AK Partililere söylüyorum. Sizin seçimle kazanamadığınız bir yere böylesine çirkin ilişkilerle çökülmesi sizin içinize sinmez. Size buradan söz veriyorum. Cumhuriyet Halk Partisi adına değil, Atatürk’ün bu ülkeye getirdiği demokrasi ve sandık adına o belediyeyi bu alçaklardan, bu hırsızlardan geri alacağım. Buradan Beykoz AK Parti ana kademesine, AK Parti Gençlik Kollarına, AK Parti Kadın Kolları’na sesleniyorum. Tayyip Erdoğan’ın sizden ümidi yoktur, size güveni yoktur, size inancı yoktur. O yüzden size, ‘Seçimi kazanın’ talimatı vermek yerine yargı kolları başkanına Beykoz Belediyesi’ni havale etmiştir. Size değer vermeyen, size güvenmeyen, sizi hiçe sayan AK Parti’yi, AK Parti’nin Beykoz’daki kadın, gençlik kolları, ana kademesi değerlendirsin. Böyle siyaset, siyaset değildir. Ben sadece seçilmişlerime güveniyorum. Atanmış bir savcıyla, atanmış hakimlerle belediye alacağımıza 50 yıl almayalım. Biz böyle bir partiyiz.”

“BİR KEZ DAHA KANTARA ÇIKALIM, HODRİ MEYDAN”

“Değerli Beykozlular, buradan AK Partililere sesleniyorum. Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunuyorum. Eğer patron milletse, esas karar verici milletse, onlar asil ve biz vekilsek, gelin birlikte oy verelim. Belediye meclisine birlikte istifa ettirelim. Kendinize güveniyorsanız Beykoz’un önünde bir kez daha kantara çıkalım. Seçimleri yenileyelim. Var mısınız karşımıza çıkmaya? Ey Tayyip Erdoğan, sana sesleniyorum. Aydın Büyükşehir’de, Beykoz’da, Bayrampaşa’da, Gaziosmanpaşa’da, Aydın Söke’de seçilmiş belediyelerimizi sadece kimini tehdit edip korkutarak, kimini ‘Arkadaşını sat, seni belediyede başkan yapayım’ diyerek yargı oyunlarıyla elimizden aldığını sanıyorsun. Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Cesaretin varsa Aydın’da, Beykoz’da, Bayrampaşa’da, Gaziosmanpaşa’da sandığı koyalım. Kararı millet versin. Var mısın? Beykozlular, siz seçimleri yenilemeye var mısınız? Hodri meydan Tayyip Bey, neden korkuyorsun? Kapkaççılar, aldı-kaçtıcılar, siyasi kalpazanlar, siyasi yankesiciler belediye yönetemez. Millet kimi derse belediyeyi o yönetir. Sizi gidi siyasi yankesiciler sizi. Elinizi Beykozluların cebinden, çantasının içinden çekin. İradesini çalmaya kalkanın elini Beykozlular kıracak. Sayın Erdoğan’a söylüyorum. AK Parti İl Başkanına, Beykoz İlçe Başkanına söylüyorum. Siz o Aydınlı topuklu Efe’nin adaşını çıkarın aday gösterin. Benim adayım da Alaattin Köseler. Hodri meydan. Var mısınız? Biz varız. Meydanlardayız. Ey Erdoğan, Ocak’ın ortasında, yağmurun altında Beykoz meydanında biz buradayız. Sıcak salonların adamı Erdoğan, var mısın? Hodri meydan.”

“40 FARKLI RAKAM SÖYLEDİ AMA İKİ RAKAMI HİÇ ANMADI”

“Değerli Beykozlular, milletin kararına hürmet etmeyen, milletin kendisine hiç hürmet etmiyor. Hiç saygı duymuyor. Sorunlarını asla çözmüyor. Bugün Erdoğan kürsülerdeydi. Grup toplantısı yaptı. Partimize, ağza alınmayacak laflar söyledi. Yalandan montaj videoları oynattı, kendince Cumhuriyet Halk Partisi’ne sataştı, bolca da rakam verdi. Sürekli rakam söyledi. 40 farklı rakamdan bahsetti. Ama iki rakamı hiç anmadı. Onlardan bir tanesi 28 bin 75 demedi. İkincisi 18 bin 975 demedi. İki kelimeyi hiç söylemedi. Ne ‘Asgari ücret’ dedi, ne ‘Emekli aylığına zam’ dedi. Ve emekliyi görmeden, asgari ücretliyi duymadan 30 bin lira açlık sınırı varken 19 bin liraya emekliye geçimi, 28 bin liraya asgari ücretliye geçimi zorlayanlara şunu söylüyoruz. Bu maaş, maaş değildir. Emekliye verdiğiniz maaşa, maaş denmez harçlık denir. İlk kez emeklilere maaş yerine harçlık dağıtmaya kalkan, 19 bin lirayı maaş diye dayatan bir anlayış var. Bu meydandaki emekleri bir göreyim, ellerini. Bakın dün Grup Toplantısında dedim ki ‘Emeklilere, 19 bin lira reva değildir. Acilen bu Meclis toplanmalıdır. Meclis, emeklinin kök maaşına zam yapmalıdır. Seyyanen zam vermelidir. Emekliyi 19 bin lira sefalet ücretine bırakamayız.’”

“EMEKLİNİN İNSANCA YAŞAMI İÇİN NÖBETE BAŞLAYACAĞIZ”

“Bugünkü kürsüye çıktı, tık yok. Soruyoruz, tık yok. Başka konularda atıyor, tutuyor. Emekli zammına gelince susuyor. Şimdi Beykoz’dan, bu meydandan bütün Türkiye’ye söylüyorum ki yarın Meclis açık. Grubumuz orada. Bir kez daha söyleyeceğiz. Eğer gerekli düzenlemelere ‘evet’ derlerse iki elimizle oy vereceğiz. Kaçarlarsa, ilan ediyorum, Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekliye düzenleme yapılıp, maaşları arttırılana kadar o Meclisi terk etmeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi grubu, yarın akşam Meclis kapanana kadar mücadeleye devam edecek. Kapatıp giderlerse emekliler için, emeklilerin insanca yaşamı için nöbete geçeceğiz. Gece demeden, gündüz demeden, hafta sonu demeden, o kaçaklar gelene kadar emekliye zammı verene kadar mücadele edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi grubuna, sizin için Meclis’te emekli hakkını alana kadar 7 gün 24 saat nöbete geçecek Cumhuriyet Halk Partisi grubuna Beykoz’dan bir destek alkışı. İşte siz çağırılınca gelirseniz, siz bu mücadeleyi verirseniz, siz evde pijamayı giyip televizyonda, ‘Venezuela’da ne olmuş, orada ne olmuş’ diye oynatılan videolara bakıp da ‘Sorunlar unutturulsun’ diyenlere karşı gerçek sorunlar için bu meydanlarda olursanız, gerçek mücadele için burada olursanız, vekilleriniz de orada olacak, hakkımızı söke söke alacağız. Siz ve biz, hep birlikte bir dönemi bitireceğiz, bir dönemi başlatacağız. Bir devri kapatıp yeni bir devir açacağız. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.”

“EMEKLİ AYLIĞI 2018’DE BİLE ÇOK DAHA GÜÇLÜYDÜ”

“Değerli Beykozlular, Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, emekliler hakkını alana kadar Meclis’te mücadeleye devam edecek. Biz de hep beraber meydan meydan, her çarşamba İstanbul’da, her hafta sonu Türkiye’nin bir başka şehrinde, örneğin bu pazar Denizli’de bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2018’de bin 63 lira olan emekli maaşı bile, yani Tayyip Erdoğan ‘Her şeyi ben halledeceğim’ dediği tek adam rejimini başlattığı günkü maaş bile bugüne göre çok daha güçlü bir maaştı. 2018’de kıymanın kilosu 40 liraydı, şimdi bin lira oldu. Yüzde 2 bin 400 zamlandı. Yani emeklinin kıyma kadar değeri olsaydı, bugün emekli maaşı 26 bin 500 lira olacaktı. 2018’de kaşar peyniri 18 liraydı. Bugün 640 lira. Yüzde 3 bin 450 zamlandı. Yani emeklinin kaşar peyniri kadar Tayyip Bey’in gözünde değeri olsaydı, bugün maaş 37 bin 800 lira olacaktı. Bu yüzden bu 19 bin liralık maaşa, kök maaşları artırıp, seyyanen zam yapılıp insanca bir noktaya getirilmesi için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye şunu görmüştür: Mücadelenin birbirimize güç verdiği, hep birlikte olduğumuzda kazanmaya yaklaştığımız, karşımızdakilerin dizlerinin titrediğini görmüştür.”

“AÇ, YOKSUL BIRAKANLARA KARŞI MEYDANLARDAYIZ”

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin AK Partililer düşmanı değildir, kardeşidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşmanı, AK Parti’nin kara düzenidir. Cumhuriyet Halk Partililerin, MHP’liler düşmanı değildir. Komşularımız, akrabalarımızdır. Ama MHP’nin destek verdiği AK Parti’nin kara düzeni düşmanımızdır. Aç bırakana, yoksul bırakana, işsiz bırakana ve yarınlardan endişe duyurtanlara karşı, Cumhuriyet Halk Partililer bu meydanlarda bütün demokratlarla bir aradadır. Sosyal demokratlar bu meydandadır. Muhafazakar demokratlar bu meydandadır. Milliyetçi demokratlar bu meydandadır. Kürt demokratlar bu meydandadır. Sosyalistler bu meydandadır. Ülkücüler bu meydandadır. Türk milletinin evlatları bu meydandadır. Omuz omuza Türkiye İttifakı bu meydandadır. Şu kadarını söylüyorum: Düşman siyasetinden beslenen Erdoğan bundan sonra bize kötü söylerse kötü söz duyar. Ama Erdoğan’a rağmen AK Partililer, MHP’liler sorunlarının çözümünü duyacaklar. Bizim onları nasıl kucakladığımızı, nasıl yarınlarını güzel yapacağımızı, nasıl AK Parti’den önce 1,5 asgari ücret alıyorsa emekli, yani hiç dokunmasa o hesapla bugün 42 bin lira emekli maaşı alacakken 19 bin liraya mahkum edilen emeklinin partisi vardır, ama bu işin partisi olmaz. Bütün emeklileri, o elleri nasırlı, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş ama bugüne gelince karşısında hürmet yerine haksızlık görmüş emeklileri saygıyla selamlıyorum. Yürekten selamlıyorum. Onlar için çalışacağız, onlar için başaracağız.”

“DÜNYA LİDERİ DEĞİL, YEREL BİR OTOKRATSIN”

“Bir yandan da Erdoğan hem bu kadar kötülüğü yapacak, hem de sonra efendim olur olmaz iler tutmaz işlerle dünya lideri pozlarıyla çıkacak, ‘Efendim açlığı unutun, yoksulluğu unutun, sefaleti unutun. Gelin dünya liderine oy verin.’ Yemişler öyle dünya liderini. Sen bu yaptıklarınla bir dünya lideri değil, yerel bir otokratsın. Tarihe demokrat olarak geçmeyi elinin tersiyle iten ve her türlü kötülüğe tenezzül eden, gelecekte de ‘Sandıkla ama gitmemek için her şeyi yaptı, ama bu millet yakasından silkeleyip attı’ diyecekleri birisin sen. Biz elbette Cumhurbaşkanlığı makamı güçlü olsun isteriz. Ama Erdoğan - Trump ilişkisi Türkiye için büyük bir tehdittir. Erdoğan Trump’tan Türkiye için değil, kendisi için bir gelecek talep etmektedir. Kendi şahsı için korkmakta, şahsi beklentilerini konuşmaktadır. Mal varlığıyla tehdit edilmekte, Trump’ın oğluyla pazarlık etmekte, ülkenin varlıklarını Amerika’ya peşkeş çekmekte, Amerika’dan icazet, cesaret ve güya meşruiyet almaktadır. Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Ne Junior Trump’tan, ne baba Trump‘tan, meşruiyet alacaksan Beykoz’dan, Beykoz’dan, Beykoz’dan.”

“ÖYLE BEDAVA SİYASET DÖNEMİ BİTTİ”

“Değerli Beykozlular çıkmış bugün susuzluk sorunu yüzünden CHP’li belediyeleri, Ankara’da Mansur Yavaş’ı suçluyor. Bir kere öyle bedava siyaset dönemi bitti. Şehirlerde suyun şehre getirilmesinden, barajından ve şehre ulaştırılmasından DSİ sorumludur. Belediyeler ise suyun akmasından, dağıtılmasından, şebekeden sorumludur. Geçtiğimiz yıllarda daha 5 Temmuz 2021’de kürsüye çıkan Erdoğan, ‘Gerede sistemiyle Ankaramızın 2050 yılına kadar içme suyunu çözdük’ deyip hava atarken, ikinci etabın açılışında Bakanı ‘Ankara’nın su sorununu 2050’ye kadar çözüyoruz’ derken, o bahsettikleri Gerede sisteminden 2013’te gelenin altında biri kadar bu sene su gelebilmiştir. Bu sene mayıstan ekime Gerede sisteminden bir metreküp su akmamıştır. Bunu yapamayan varsa AK Parti’dir. Ancak ben bu haksızlığı yapmam. 50 yılın en kurak yılında, bütün dünyada kuraklık varken ‘Gerede’den akmayan suyun sorumlusu sensin’ demem. Ama sen bugün çıkar, Mansur Yavaş‘a ‘Ankara’yı susuz bıraktın’ dersen bu çok ucuz siyasettir, bedavaya siyasettir, son derece korkakça ve tamamen sadece milletin aklıyla alay ederek yapılan siyasettir. Buradan bütün Beykozluların huzurundan söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partili belediyelere oy veren kimse verdiği oya pişman olmadı, olmayacak. Bu şehrin yarınlarında da bu ülkenin yarınlarında da Cumhuriyet Halk Partisi olacak. Ekrem İmamoğlu olacak. Mansur Yavaş olacak. Biz olacağız, milletimiz olacak.”

“İNSAN İÇİNE ÇIKAMAYACAKTIK, BEYKOZ’DA 10 BİNLERİN İÇİNDEYİZ”

“Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladını, Tayfun Kahraman’ı hastanesinde ziyaret ettim, Cerrahpaşa‘da. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararına rağmen AK Toroslar çetesinin içeride tuttuğu Tayfun Kahraman, maalesef bugün çok zor durumdadır. HSK Başkanı olan Bakana bir kez daha söylüyorum. Veramız’ın babasını Gezi Parkı olayları yaşanırken ağaçları kurtaran, ama çatışma olmasın diye kendisini ortaya koyan Tayfun kardeşimizi Anayasa Mahkemesi de haklı görmüştür. İkinci kez de dosya Anayasa Mahkemesi’nin oradadır. Ve artık hem AK Toroslar çetesine haddini bildirmenin, hem de doğru bir karar vererek adaleti tesis etmenin zamanı gelmiştir. Beykoz’un güzel insanları, değerli İstanbullular. 294 gün önce o darbe yapıldıktan sonra Tayyip Bey çıktı dedi ki; ‘Bundan bir ay sonrayı bekleyin. İnsan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Ailelerinin bile gözünün içine bakamayacaklar.’ 230 gün sonra böyle olacak dediler, 294 gün geçti. Sekiz ay boyunca iftiralar yaptılar. Büyük yolsuzluklardan, haksızlıklardan bahsettiler. Yaptıkları her şey, attıkları her iftira boş, söyledikleri her haber yalan çıktı. ‘Parkenin altında 2 milyon dolar’ dediler, iki lira bile iddianameye koyamadılar. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler, ‘Yanılmışız, yalan atmışlar’ dediler. Ekrem İmamoğlu‘nun dedikleri arabalar MHP’li milletvekillerinin çıktı. ‘Çantalarla para taşıdılar’ dediler, içlerinden jammer çıktı. Ve gösterdikleri, söyledikleri televizyon programlarında ‘Kasalardan dolar çıktı’ dediler, görüntüler TRT’nin deyimiyle depo görüntü çıktı, gerçekten kasalardan belediyenin mührü çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nden mühür çıkmışken, stok video ile dolar görüntüsü gösterenlerin suçladığı başkanımız da Bayrampaşa Belediye Başkanımız da bunun yanında Beyoğlu Belediye Başkanımız da ve Büyükçekmece Belediye Başkanımız da aylardır, kimi sekiz aydır kimi 10 aydır iddianame beklemektedir.”

“KARŞIMIZA AK TOROSLAR ÇETESİNİ ATAYANLAR ÇIKMALIDIR”

“Buradan hem Adalet Bakanına hem Erdoğan’a söylüyoruz. AK Toroslar çetesi, adeta Maduro’yu kaçıran, Trump’ın çetesi gibi eşlerinin yanından daha bir aylık evli iki belediye başkanımızı alıp götürüp sekiz aydır haksız yere ve iddianamesiz tutmaktadır. Buradan bütün Türkiye’nin önünde bir kez daha hatırlatıyoruz ki, artık bütün deliller toplanmıştır. Aynı Erdoğan’ın geçmişte olduğu gibi, Ekrem Başkan başta olmak üzere, tüm belediye başkanlarımız tutuksuz yargılanmalıdır. Daha önce hepimizin söz verdiği gibi benim, Devlet Bey’in, Erdoğan’ın. Duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlanmalıdır. Bizim karşımıza savcısına güvenenler, iddianameyi görünce dizi titreyenler değil; AK Toroslar çetesini atayanlar çıkmalıdır. Onlar iftiralarını söylemeli, biz cevaplarını vermeliyiz. Buradan bir kez daha söylüyorum. İşte burada, Dilek Hanım burada. Burada başkanlarımızın eşi. İnsan içine çıkamayacaktık. Beykoz’da 10 binlerin içindeyiz. Yüz yüze bakıyoruz, birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Dilek Hanım’ın, Firdevs Hanım’ın gözünün içine bakın ve şunu görün. Bu zulüm bitmelidir, tutuksuz yargılama istiyoruz. TRT’den canlı yayın istiyoruz. Hodri meydan.”

“ALLAH ÖMÜR VERSİN AMA SİYASİ ÖMRÜN BİTTİ”

“Buradan nasıl Beykoz seçimleri için açıkça söylediysek, Erdoğan’a şunu söylüyorum. Evet, her şey olur. Ama her şeyin bir sonu vardır. Sonsuz, nihayetsiz olan yüce yaradandır. Onun dışında her ömrün ve her görevin bir sonu vardır. Buna inanmak kişiyi büyütür. Buna direnmek gülünç duruma getirir. Sayın Erdoğan bundan 25 sene önce Rahmetli Erbakan’a ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyordu. Ayıp ediyordu ama böyle diyordu. Rahmetli Ecevit hastalanıp da Başkent Hastanesi’ne yatınca, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diye yani ülkenin Başbakanına sağlık, afiyet, sıhhat dilemek yerine, partisine geçmiş olsun dilemek yerine ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diyordu. Şimdi Erdoğan onların yaşında. Ben Erdoğan’ın o günkü yaşındayım. Ben onun yaptığını yapmayacağım. Diyorum ki; Allah sağlıklı ömür versin, uzun ömür versin. Ama siyasi ömrün sona erdi. Bunu da bilesin, bunu da bilesin.’ Ve Erdoğan’a diyorum ki, eğer takatin varsa, eğer cesaretin varsa, çıkacaksan partinin adayı olarak çık, boyunun ölçüsünü alacaksın. Arkada kavga büyük, biliyorum. Bir damat, bir bakan, bir evlat. Birbirlerinin kuyularını kazıyor. İster sen aday ol, ister mahdum, ister damat, ister bakan. Biz buradayız, adayımız burada. Biz bu seçimi kazanacağız, cesareti olan çıksın karşımıza.”

“SANDIĞI GETİRME, KARARI MİLLETE BIRAKMA ZAMANIDIR”

“25,5 milyon imza attınız. Şunun altına imza attınız. Dediniz ki, ‘Ey Erdoğan, adayımı bırak. Sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.’ Şimdi zaman seçmenin karşısına çıkma, sandığı getirme, kararı millete bırakma zamanıdır. Buradan Beykoz’dan bir kez daha Beykoz’daki gibi hazımsızlık yapıp çeşitli oyunlarla başkanları içeri atıp yerine başkan koydukları, başkanvekili koydukları her yerde seçimleri yenilemeye, Türkiye’de erken seçim sandığını getirmeye, milletin karşısına çıkmaya davet ediyorum. Bir sorunumuz var. Beykozlular biliyor mu bilmiyorum. Cumhurbaşkanı adayımız şu anda Silivri’de olduğu için onun çıkıp da kampanya yapması mümkün değil. Yerine aday arıyorum. Adayların elini göreyim. Kim aday? Ekrem Başkan’ın yerine kim Cumhurbaşkanı adayı? Onun yerine şehir şehir, ilçe ilçe, mahalle mahalle gezmeye hazır mıyız? Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak kampanyaya hazır mıyız? Dünyanın en uzun süreli ve en kalabalık seçim kampanyasına hazır mıyız? Aday mıyız? Aday mıyız? Ekrem Başkan yerine adım adım her gün Beykoz’u, İstanbul’u dolaşmaya var mısınız? Onun yerine yürüyecek miyiz? Yürüyecek miyiz? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar.”


CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL İSTANBUL’DA - 2

Benzer Haberler